Skip to main content

Masterclass Tasarım Eğitimi Alın. Başvuru için tıklayın.

Korona önlemleri gereği artık online şekilde devam etmektedir.

Bu makalemde herkese paronayakça gelsede dile getirilmesi gereken ve gündeme alınıp adam gibi çözüm üretilmesi gereken problemlerden bahsedeceğim.

Önce düşünce akışımıza okuyucu olarak sizi hazırlayacak soruları sorarak başlayalım. Sonra cevaplar.

  1. İnsanlar git gide niçin değersizleşiyor?
  2. İnsanın insana verdiği değeri neyle ölçebiliriz?
  3. Kimi insanların köpeğine/kedisine verdiği değeri, içinde yaşadığı insanların %99’una vermediği bir dünyada nasıl yaşanılabilir?
  4. İnsan sevmeyen insanlar kimlerdir?
  5. İnsan sevmeyen insanlar ne yapıyor?
  6. İnsan sevmeyenlerin ana amacı ne?
  7. İnsan sevmeyenlerin silahları neler?

Evet birkaç soru ile akışı vermeye çalıştım. Kendim nasıl düşünsel bir yolda yürüdüysem sizde o yoldan veya benzerinden yürümeden bu kafaya erişemezsiniz. Bu sebeple aynı şeyleri sorgulayarak aynı yere varabiliriz.

İnsanlar Niçin Değersizleşiyor?

İnsanlar veya bir meta fark etmez, sayısı arttıkça değeri düşer. Çünkü insanları birer borsa parametresi gören diğer kendini üstün sanan insanlar var. Bu kişiler sadece varolsa, bir köşede yaşasa sorun olmazdı belki. Ama onlar insanların değerinin aynı para birimleri gibi düşmesini, ucuzlamasını istiyorlar ki daha fazla insan satınalabilsinler.

İnsanın İnsana Verdiği Değer Neyle Ölçülüyor?

Tabi ki günümüzde para ile ölçülüyor. Bir işverenin elemanına verdiği değer ona verdiği maaştır. Size az maaşı yakıştıran bir yerde çalışmaya devam ettiğiniz sürece değeriniz hep düşer. Burada tek ince çizgi, siz gerçekten fazlası ediyormusunuz? Objektif olmak gerek.

Kedi Köpeğin İnsandan Değerli Olması Nasıl Bir Durum?

Gelir seviyesi piramidinin en üst 4. dilimi ve üzerindekiler (toplam 7 basamaklı piramittir) kendilerine öyle bir dünya tasarlarlar ki, paraları buna yettiği için insanların nazıyla uğraşmak istemez ve kedi-köpek-çiftlik hayatına eğilimli olurlar. Bu noktasıyla, anadolu insanımızın doğa düşkünlüğü karıştırılmamalı. Köylü insan sever, ultra zenginler insan sevmez. İkiside toprakla, hayvanla uğraşır. Köylü neslim yürüsün diye 5-6 çocuk yapar, zengin çok kasmaz 2-3 çocuk yapar. Gibi gibi. Her halükarda alt tabaka insanlar bu üst takımın gözünde köpekten değersizdir. Kendi pislikleri sebebi ile belki de Allah insan sevgisini bile onlara nasip etmiyor olabilir.

İnsan Sevmeyenler Kimler?

Evangelist’lerdir. Bir alt kolu olarak yahudi dinindekilerin adı Siyonist’tir. İkiside aynı şeye hizmet eder ama evangelistlerin içinde ingilizlerde var.

Evangelistler Ne Yapıyor?

Kendilerine, kapitalist banka düzeni ile pasif gelir sağlayıp, çalışmadan, koşturmadan, parayı yöneterek insanları yönetiyor ve kendilerini herkesten üstün görerek sözde “tanrıcılık oyunu” oynamayı seçiyorlar. Bu sebeple insan kopyalama, ışınlanma, elektroniği geliştirerek sihir algısı sağlayıcı teknolojiler geliştiriyor.

Evangelistler Amacı Ne?

Tek amaçları en zirvede kalmak. İnsanlardan uzak şekilde sırtlarına uzaktan basıp sırtlarından geçinme düzenini sürdürerek asla düşmeyecekmiş gibi nesillerini sürdürmek.

Evangelistler Yeni Silahları Neler?

Malesef 2015 yılında bir kırılma ile ivmelenen biyolojik ve kimyasal çalışmaları elektronik işlemci gücüyle birleştirerek çok çeşitli silahlar elde ettiler. Bunlardan bazıları:

  • Bölgesel biyolojik-kimyasal silahlar (Sadece türkiyeye yönelik bir aşı gibi)
  • Irka özel biyolojik-kimyasal silahlar (Sadece türk ırkını öldüren yada kısırlaştıran aşı gibi)
  • Kişiye özel protein-biyolojik-kimyasal silahlar (Dünyaya yayılıp sadece X sülalesini öldüren mikrop gibi)
  • Sivrisineklere yüklenen mikroplar ve yine panzehiri olan Lazerli sivrisinek öldürücüler
  • Genom ile insan kopyalama, hızlı büyüyen insan kopyaları (görüntüsü, sesi birebir)
  • Sticker halinde NFC kart teknolojisini Telefonlar ile birleştirerek giysileri, her türlü aleti, arabayı veya bir kumaşı cihazsız takip imkanı sunan teknolojiler. (NFC teknolojisinin geliştirilmiş hali ile, bir elbise dokunurken ipliğine NFC çip dikmek ve yakınındaki bir elektronik aletle aktive ederek konum – ses almak.
  • Tanrının Gözü adlı proje ile tüm dünyadaki tüm kameralardan aynı anda görüntü çekebilen, anında bu büyük veriyi işleyebilen, anında X bir insanın konumunu bulabilen polisiye film teknolojileri.
  • Uydular ile perspektif görüntünüzden, gölgenizden, herhangi bir açıdan görüntünüzden insan tanıyan sistemler.
  • Uydular ile harita üzerindeki X bir bölgeyi kuraklaştırma, hava durumu bozma, suyunu kirletme gibi jeolojik olaylara müdahale edici teknolojiler.
  • … sayayım mı daha 🙂

Milli Savunmada Bunların Yeri Neresi?

Tabi ki, türkiye müslümanlığın sağlam kalan tek sancağı olunca, oklar üzerimizde. Müslümanlığı sizce araplar mı kurtaracak? İngilizlerle anlaşan şu araplar mı? Yada şu milyonlarca ingiliz sömürgesi hintli müslümanlar mı kurtaracak? Veya azerbaycan oyuncak tüfekleriyle? Yada türkmenler çadırdan attıkları oklarıylamı islamı koruyacak?

Mevzu bambaşka bir boyutta şuan. Manyetik füze ile 2000 km uzaktan nokta atışı zırh delen roketlerle düşmanlar bekliyorken kimse rüya görmesin. Bariz bir savaş çıkacağını pek zannetmiyorum. Kimyasal ve sessiz bir yolla insanlığın ölmesi demin bahsettiğim üst zengin kitle için daha uygun. Gözleri görmez, kulakları duymaz, canları sıkılmaz, vicdanları onları rahatsız etmez böylece. “Sessizce bitirin bu işi” demişler ve işler sessizce yürüyor durum bu.

Türklere yönelik bir biyolojik silah geliştirilirse ne yapacağız mesela? Varmı bir senaryomuz? Atıp tutmak kolay, bir öneri ben vereyim:

Kişinin ileride bir genetik bozulma veya özel protein ile zehirlenmesine karşı, kişinin protein yapısını düzelten mikro bir RNA düzeltici geliştirilebilir. En azından kritik kişilerin DNA’sı incelenip, bu dna’nın üretilmesini sağlayan kök hücreleri tekrar üretmeye odaklanılmalı. Tek çare kök hücrenin çoğaltılabilmesi ve kişilere kendi sağlıklı DNA sını tekrar ürettirici aşılar sunulmasıdır.

Bu dna çok kritik bir konu olduğundan, bunu öyle son dakikada covid aşısı gibi “özel izinle” falan üretemeyiz. Yıllarımızı vermemiz gerekir. Hazır olmamız gerekir. Malesef bir politikamız bile olduğunu sanmıyorum…