Skip to main content

Masterclass Tasarım Eğitimi Alın. Başvuru için tıklayın.

Korona önlemleri gereği artık online şekilde devam etmektedir.

Muhiddin Arabi

Muhiddin Arabi, büyük veli zatlardan ve müceddiddir. Beşyüzden fazla kitap yazmış bir alimdir.

Zamanın cahilleri ona zındık demişler. İbn-i Teymiyye gibiler ise Muhiddin Arabi için kafir demiştir. Tabiki alimler ve veli zatlar farkı anlamış, Muhiddin Arabi ‘nin kamil bir zat olduğunu ifade etmişlerdir kitaplarında.

Muhiddin Arabi ‘nin en bilinen vukuatı ölümüne de sebep olan bir konuşmasıdır. Olay şöyledir:

Bir grup parayı kalplerinden çok sevmektedir ve Muhiddin Arabi bu gruba denk gelir. Onlara “Sizin taptığınız, benim ayağımın altındadır” der.Sonrasında ise “Sin, Şın’a gelince, Muhyiddin’in kabri meydana çıkar ve muradı anlaşılır” der. Oradaki bu cahil para sevdalıları bu sözü anlamayıp “rabbimize haşa hakaret ettin” dediler. Bu anlamayıp çarpıttıkları sözlerini yaydılar ve o çevrede Muhiddin Arabi ‘nin rablerine hakaret ettiği sözlerini yaydılar.

Aradan zaman geçer ve toplumdan dışlanmış şekilde vefat eden Muhiddin Arabi ‘nin kabri üzerine yine aynı toplum çöp dökmeye başlar.

Osmanlı Sultanı Yavuz Selim Han, Şam’a geldiğinde Muhiddin Arabi ‘nin Sin, Şın’a gelince, Muhyiddin’in kabri meydana çıkar ve muradı anlaşılır” sözünü anlamış olarak feraset gözüyle hareket eder.

Sin ‘den kasıt Selim, Şın ‘dan kasıt Şam şehridir. Sultan Yavuz Selim Han kabri temizleterek kabrin üzerine türbeyi yanınada cami ve imaretini yapar.

Yine Yavuz Selim Han, “Sizin taptığınız, benim ayağımın altındadır” sözünün de ne anlama geldiğini feraset ile anlar ve bu sözün geçtiği yeri buldurur. Muhiddin Arabi ‘nin tam bu sözü söylediği an durduğu yeri kazdırır ve altından küp içinde altınlar çıkar. Herkes anlar ki; Muhiddin Arabi o dönemin cahillerine “siz Allah’a değil, ayağımın altındaki şu küp altına ve paraya yapıyorsunuz” demiştir.

Alimler bir çeşit değildir. Arif kişiler hikmetle hareket eder ve muhattaplarının yanlış anlama faktörünü de dikkate alarak konuşur. Aşıklar ve Veliler ise karşısındakinin kim olduğuna bakmaksızın bildiği doğruyu söyler ve bazen yanlış anlaşılabilir. Fark buradan kaynaklanmaktadır.